1 Nisan 2011 Cuma

Müge Çerman Röportajı

Aşağıda okuyacağınız Müge ÇERMAN röportajını, Blog Dergisi'nin Şubat 2010 - 7. sayısı için yapmıştım. Dergimizin 7.sayısına ulaşmak için Tıklayın

Blog Dergisi röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için çok memnun olduk. Bize, Müge Cerman kimdir, neler yapar, Blog Dergisi okurlarına biraz kendinizden bahseder misiniz?
  • Müge Çerman bir anne her şeyden önce. Sonra uzun yıllar aktif olarak iş hayatının içinde bulunmuş bir Bütünleşik Pazarlama İletişimi insanı. Güzel olan her şeye hayran, fotoğraf çekmeyi, okumayı, yazmayı paylaşmayı seven biri. İnsanları, hayvanları, ağaçları çiçekleri özetle hayatı seviyor. Kendinden uzun uzun bahsetmeyi sevmiyor, detay isteyenleri bloguna davet ediyor. http://mugecerman.com

Siz de bir blog yazarısınız ve mügecerman.com adında blogunuz var. Müge Hanım, MugeCerman.com isimli blogunuza ne zamandan beri yazıyorsunuz, blog yazma fikri nasıl ortaya çıktı?

  • 2005 yılında başlamıştım blogcu.com da yazmaya, sonra hayat gailesine dalıp unuttum gitti. İlk yazı tarihim 27 Eylül 2005. Arada notlar almaya devam ediyordum kendimce. Sevgili Burak Dönertaş “Müge Abla neden blog yazmıyorsun “ diye sordu. Eski yazılarımı linkledim, okudu ve “Abla yazmaya devam etmelisin” dedi, birkaç saat sonra bir blogum olmuştu. Eylül 2008; kendi adımla alınan adresteki ilkyazı tarihim. Bir süre sonra da bana şimdiki görüntüsünü düzenledi BlogDestek.com’a , sırası gelmişken buradan da teşekkür edeyim.

Blogunuzun görüntüsü ve içeriği gerçekten çok güzel hazırlanılmış. Blogunuzda özellikle üzerinde durduğunuz bir konu var mı? Hangi konular üzerinde duruyorsunuz? Hedef kitleniz nedir?

  • Blogum benim yaşam alanım gibi. Sevdiklerimi, sevmediklerimi, iş hayatımdan anıları, hayata dair paylaşımları yaptığım bir yer. Hedef kitle aklıma bile gelmedi yazmaya başladığımda. Hala da yok. Reklam almak gibi bir niyetim yok çünkü.

Sizin gibi bloglarına sadece maddi değer yüklemeyen ve yürekten blog yazan herkesin, bloglamaya böyle devam etmesi gerekir. Zengin bir bakış açınız var ve bunu blogunuzda da yansıtmayı başarıyorsunuz. Peki, blogunuzu hangi periyotlarla güncelliyorsunuz?

  • Belirli bir düzenim yok açıkçası. Aklıma gelen bir anı, Friendfeed’de gördüğüm bir yorum, izlediğim bir film gibi pek çok şey hakkında yazabiliyorum. Bazı günler iki üç yazı peşpeşe yazarken, haftalarca bir satır yazmadığım da olabiliyor.

Blogger olmanın bir kuralı da, kuralsızca yazmak olsa gerek. Twitter, Friendfeed gibi sosyal ağlar (Bunlara microblogging de deniliyor.) ülkemizde oldukça yaygınlaşmaya başladı. Siz de bu sosyal ağlarda oldukça aktif ve sevilen bir kişisiniz. Birçok blog yazarı da sizin gibi bu ağlarda aktif olmaya çalışıyor. Sizce sosyal ağların yaygınlaşması blog yazmaya engel mi oluyor, yoksa blog yazmayı teşvik mi ediyor?

  • Blog yazılarının değil de, yazılara yapılan yorumların azalmasından yakınmak daha akla yakın geliyor bana. Aklıma takılan bir şeyi kelimeleri toparladığım anda yazarım. Microblog hızımı kesti demek pek inandırıcı değil. Olsa, olsa yazarın tembelliğidir.

Aslında bizce bu; birazcık tembellik, birazcık da, iç döküşü yöneltmiş olmak gibi görünüyor. Peki, sosyal medya’ya dönersek, sosyal medya nasıl ve neden kullanılmalı?

  • Paylaşım, iletişim, bilgilenme amaçlı kullanıyorum ben genellikle. Markalar ise yeni keşfettikleri bu mecrada el yordamıyla ilerliyorlar. Eğer gerçekten son kullanıcıya dokunamıyorsa, sosyal mecrada olmasının bence anlamı yok. Şikâyetine anında cevap alan birinin, markaya bakışı nerdeyse ışık hızıyla olumluya dönüşebiliyor. Önemli olan nasıl kullanıldığı.

Bu anlamda gerçekten haklısınız. Özellikle birkaç büyük şirketin, sosyal medyada yaptığı satışlarla, büyük bir kazanç bile sağladığı herkes tarafından biliniyor. (Dell firması gibi.) Peki, sosyal ağların insanlar üzerindeki etkisini nasıl gözlemliyorsunuz? Sosyal ağların insanları, bilgisayar başına saatlerce kilitleyip zamanlarını öldürdüğünü mü yoksa insanların beraberce aktivitelere katılımını sağladığı platformlar olarak mı görüyorsunuz?

  • Belki benim cevabım genele uymayacak. Hasta baktığım için genellikle ekran başındayım, blogları takip etmek beğendiklerimi paylaşmak ve çeşitli yorumlar üzerinde sohbet edip tartışmalara katılmak zaman öldürmek sayılmaz sanırım.

Çok geçmiş olsun. Hasta bakımının zorluğu da bilinen bir gerçektir. Blog dünyasına dönecek olursak, biliyorsunuz ki, kaliteli içeriğe sahip birçok blog, yeteri kadar ilgi göremeyince kısa bir süre sonra kapatılıyorlar. Bir blog yazarı, blogunu nasıl popüler hale getirebilir? Önerileriniz neler? Popülerliliğini kazanca çevirebilir mi?

  • Popülerlik neden gerekli ki? Sevdiğim için yazıp paylaşıyorum, ilgilenen zaten bir şekilde gelip okuyacaktır. Önemli olan içeriğiniz. Değeri olan bilgiyi, eğlenceli hikayeleri, alınacak dersleri gayet kolay buluyor okurlar. Kendimden biliyorum. Ama reklam almak, blogdan para kazanmak ve binlerce okura ulaşmak ise amaç, orada fazla şey söylemeyip, bu konunun erbabı olan sevgili Mert Erkal’ın (http://www.profesyonelblogcu.com/) takip edilmesini öneririm.

Mert Erkal, beyefendi için teşekkür ederiz. Peki, Müge Cerman’ı yakın zamanda hangi projeler içinde görebileceğiz, aklınızda olan, hayata geçirmeyi planladığınız projeleriniz var mı? Blog dergisi okurlarıyla paylaşır mısınız?

  • E tohum toplantılarına katıldığım ilk günden beri bu soruyu duyuyorum. Yok, inanın, projem yok. Kafamın içindeki pek çok fikrin hayata geçebilmesi kısa dönemde mümkün değil ne yazık ki.

Bu soruyu bir defa sormuş bulunduk, bizi mazur görün. Peki, blog dünyası dışına dönersek, daha önce çok iyi bir gelir durumunuz olduğunu ve sonrasında yaşadığınız bazı talihsizlikler yüzünden durumunuzun kötüye gittiğini söylemiştiniz. Bugün dönüp bakınca o günlerinizi mi, yoksa şu an yaşadığınız günlerin mi, değerli olduğunu söylersiniz?

  • Yaşadığınız her durumun değeri var. O günlerdeki tek fark, alım gücümün yüksek olmasıydı. Şimdilerde aynı düzeyi yakalayamamak hayatımı değersiz kılmıyor, aksine algılarım öyle farklı konularda gelişti ve değişti ki, gelecek günlerde çok daha güzel günler yaşayacağımı biliyorum. Bazen moralim bozuluyor, ruh halim paramparça oluyor ama hemen toparlanıyorum. Çok şanslıyım sağlığım yerinde ve bana her gün gurur yaşatan pırıl pırıl bir evlada sahibim.

Yaşadığınız sıkıntılardan yola çıkarak Blog Dergisi okurlarına, neyi öğütlersiniz?

  • Daima kriz planınız olsun. Fiziksel, coğrafi, ekonomik ve siyasi krizleri göğüsleyebilecek kendi planlarınızı oluşturun. Hedef belirleyin ve bebek adımlarıyla da olsa hedefinize ilerlemeye çalışın. Yaşam kalitenizi yükseltmenin parayla pulla ilgisi yok. Vakit buldukça açık havada dolaşın, eğer yaşadığınız şehirde deniz varsa, her fırsatta deniz kenarına gidin ve derin, derin nefes alın. Olumsuz insanları hayatınızda tutmayın, dostlarınızla vakit geçirin.

Friendfeed isimli sosyal paylaşım sitesinde günaydın ve doğum günü içerikli feedleriniz ilk zamanlar çok tepki alıyordu, şimdi herkes sizin gibi davranıyor, bu konuda üzerinize gelindiğini düşündüğünüz oldu mu? Bu konuda sizi eleştiren insanlara hiç kızgınlığınız oldu mu?

  • Kızdım tabii ilk etapta, sonra da çok üzüldüm onlar için, ne kadar sevgisizler ki, bir selamın bile ardında çıkar arıyorlar. Zaten artık günaydın mesajları yazmıyorum 29 Ekim son mesajdı. O mesajlar görevini tamamladı, pek çok kişi günaydın diyebiliyor artık. Hala buna takılan asosyallerimiz olsa da, bence sevindirici bir durum. Doğum günü mesajları gücüm yettikçe devam edecek. Tabii Facebook ve Xing beni uyarmaya devam ettikçe de.

Günaydın feedlerinizin de devamını bekleriz aslında. Bir de, Friendfeed’de çok fazla kişiyi engellediğiniz için de tepkiler aldınız. Gerçekten çok fazla kişiyi mi engelliyorsunuz? Kullanıcıları engellerken veya abone olurken nelere dikkat ediyorsunuz?

  • Abone olurken tek dikkat ettiğim “özel feed” olmaması. Ekleyeceğim kişinin blog adresi, Linkedin, Twitter gibi paylaşımlarını inceleyebilmeliyim. En baştan bana bu şansı vermiyorsa eklemiyorum. Talep eden herkesi hemen ekliyorum, sonra takip edip, inceliyorum. Saygısız, sevgisiz, saldırgan, küfürbaz (ben de küfür ederim ama ortak yerlerde sürekli cinsel uzuvlarla cümle kurmak yakışıksız geliyor) tartışma adabından ve görgüden yoksun olanları engelliyorum. Engelendikleri günden sonra tarzında değişmeler olanların kaldırdım, zaman içinde hatalı davrandığının farkında olanlar var tabii.

Bu konuda gerçekten haklısınız. İnsan hatasını fark edebilmeli ve düzeltmeye yönelik de bir şeyler yapmalı. Peki, sık, sık ziyaret ettiğiniz bloglar var mı? Bu blogların dikkatinizi çeken özellikleri nelerdir?

  • Google Reader sağ olsun, işaretlediğim bloglar güncellendikçe haber veriyor, ben de sevdiğim yazarları okuyorum. Yerli ve yabancı pek çok kişiyi severek takip ediyorum. Beğendiğim yazılarını da hemen paylaşıyorum zaten. Mesleki yazılar, gezi yazıları, kitaplar, sinema, müzik ve tabii teknoloji yazarlarını takip ediyorum. Hem de büyük bir keyifle.

Bu anlamda gerçekten paylaşımcı birisiniz. Bloglamaya başlamak isteyen veya yeni başlayan blog yazarlarına tavsiyeleriniz nelerdir?

  • Önce bloglarını ne amaçla kullanacaklarına karar versinler, sonra içerik oluştursunlar. Kaliteli içerik, kısa sürede fark edilir ve okur sayıları da artar. Yine ekleyeyim, bloglarından para kazanmayı amaçlıyorlar ise, mutlaka sevgili Mert Erkal’ı (http://www.profesyonelblogcu.com/ ) takibe almalılar.

Sorularımıza verdiğiniz içtenlik dolu cevaplarınız için çok teşekkür ederiz.

Hiç yorum yok: