9 Nisan 2011 Cumartesi

Ömer Enis Röportajı

Aşağıda okuyacağınız Ömer ENİS röportajını, Blog Dergisi'nin Ağustos 2010 - 12. sayısı için yapmıştım. Dergimizin 12. sayısına ulaşmak için Tıklayın

Bu ayki roportaj konuğumuz, sevgili Ömer Enis.
Bizi kırmayıp roportaj teklifimizi geri çevirmediği için teşekkür ederiz.

-- Est. Ben teşekkür ederim.

Ömer Bey Sosyal Medya'da tanınan ve takip edilen birisiniz. Ama okurlarımız arasında sizi tanımayanlarda vardır. Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

-- Benim, kim olduğumun okurlarınıza pek fayda sağlayacağını düşünmüyorum. Ama buna rağmen paylaşımlarımı takip etmek isteyenler için http://friendfeed.com/omerenissen ve http://twitter.com/omerenissen accountlarına tıklamalarını öneririm. Bunun dışında SocialSeeders'ta çalışan, işini seven, uzun boylu bir herifim.

Social Seeders dediniz, bize Social Seeders hakkında şöyle kısaca bilgi verirmisiniz? Social Seeders neler yapar?

Social Seeders'da; Sosyal ağlarda kimin nerede, nasıl, neler yaptığı sorularından çok, kim nerede, neyi paylaşıyor sorusu bizim misyonumuzdur. Bu misyon ile kampanyalarımızı sanal paylaşımdan arındırıp güçlü networklerde hızlı bir şekilde organik olarak yayılmasını sağlıyoruz. Social Seeders için ayrıntılı bilgiye http://www.facebook.com/note.php?note_id=133858816630377 adresinden ulaşabilirsiniz.

Peki blog ve blogculuk kavramı üzerine bir soru sormak isterim. Sizde blog yazarısınız ve daha önce aktif olarak kullandığınız bir blogunuz da vardı adı; http://omerenis.wordpress.com Bu blogunuz da 2006 yılından bu yana bloglamaya başladığınızı görüyorum. Ama blogunuza, Mayıs 2010 da artık yazmayacağınızı belirten son bir yazı girmişsiniz. Yazı da şuradan takip edebilirsiniz diye bağladığınız linkleriniz, Twitter account'unuza ve Facebook Satır Arkası sayfasına yönlendirilmiş. Öte yandan bu blogunuzda http://omer.posterous.com bloglamak ile ilgili pek bir şey yok gibi :)) Sorum ise şu; bloglamayı bıraktınız mı?

-- Blog camiasına kişisel bir blog ile giriş yaptığım için her zaman üzülürüm. Çünkü benim kişisel karaladıklarım sadece arkadaşlarımı ilgilendiriyor. Ve maalesef 70 milyon veya tüm Türkçe okuyabilenler ile arkadaş olma şansım yok. En büyük üzüntüm bu blogdu. Bende bu yüzden kişisel blogumu geride bıraktım. Öte yandan tüm enerjimi mikro bloglamaya, Dikkatmoda.com'a, Aman Kaçırma'ya, Sosyalmecra.com'a ve Uygulaman.com'a vermek istiyorum.

Yanıtınızdan ''kişisel blog yazmanın fazla lüks olduğunu, öte yandan içerik üretici blog yazmanın ise daha yararlı sonuçlar doğurabileceğini'' anlıyoruz. Ama şu da varki, içerik üretici blog yazmak da, o kadar kolay bir iş değil, bunun için bloggerlara, nasıl içerik oluşturabilecekleri hakkında bir öneriniz var mı?

----- Bence ilgi, alaka ve yetenek gerekli. Ben Yavuz Selim'e ve Eminimsi'ye sadece blog yaz dedim. Onlar beni bile aşıp marka oldular. Biri Türkiye'nin en yetkin Çin Blogu diğeri ise Türkiye'nin en etkin siyasi blogu. İşte adresleri: cingunlugu.com ve eminimsi.com. Bloggerlara nasıl içerik oluşturabileceğini ben öğretmemeliyim. Kendisi öğrenmeli. Olmuyorsa zaten yazmasın.
Peki bir de şunu merak ediyorum; neden blogların kendisini kullanmak varken, ağırlık olarak mikroblogları tercih ediyorsunuz?

-- Şu an mikro blog tutmamın tek sebebi bu dünyadan faydalanmak. Bu dünyadadan faydalanabilmek için en az sizinde bu dünyaya bir şeyler katabilmeniz gerekiyor.

Farklı alanlardaki başarılı bloglarınızla içerik üreterek, bu faydayı sağladığınızı görüyorum. Peki sizce mikro blogların, blogculuk üzerindeki etkisi nedir? Nasıl bir etkileşime sebep oluyor? Aslında biraz daha uçtan sormak gerekirse, şunu sormak istiyorum, mikro bloglar, blogculuğa zarar veriyor mu?

-- Bu konu çok tartışılır, üstüne çok şey yazılabilir ama uzun lafın kısası üretmekten çok çene yapmayı seviyoruz sanırım. Hem daha eğlenceli değil mi? :P

Aslında şahsım da mikro blogları çok fazla kullanan biri olduğumdan dolayı, bu konuda hem fikir olduğumuzu söyleyebilirim :)) Peki Dikkat Moda adında bir blogunuz var. Bize Dikkat Moda blogu hakkında bilgi verir misiniz? Dikkat Moda nedir? Nasıl ortaya çıktı?

-- Dikkat Moda benim küçük kızım ama benden daha olgun.

Peki Dikkat Moda ile neyi amaçlıyorsunuz?

-- Markafoni ile beraber e-ticaret'te bir devrim oldu ülkemizde. Ondan önce insanımızın internetten kıyafet alacağına kimse inanmıyordu. Ben bu işi başından beri takip ediyorum. Pazarın çok daha hızlı büyüyeceğini gördüm ve burada markalara içerik yaratacak bir mecra sahibi olmak istedim. Dikkat Moda modanın kullanabilirliğine inanıyor ve bu yönde yayın yapıyor. Defilelerden sokaklara iniyor, binlerce kişinin moda ile hayatına refah katmasını sağlıyor.

Dikkat Moda hakkında merak ettiğim şey ise, blogun çok büyük bir okuyucu trafiği var. Sadece tek bir gün içerisinde 10.000 lerce kişi geliyor blogunuza, bunu nasıl sağlıyorsunuz? Çünkü bloglar için çok büyük bir rakam ve bu aynı zamanda çok büyük bir başarıdır da. Hatta yanılmıyorsam en son gelen ziyaretçi sayınız 66.000 idi

-- Yıllarca bekledim ama olmadı. Türkiye'de RSS kullanımı artmadı. Lakin Facebook fan sayfaları bunu başardı. Artık insanlar RSS Reader gibi Facebook kullanıyor. Fan sayfalarına üye oluyor ve ilgili içerikleri takip ediyor. Bizde blogumuza ziyaretçi kazandırmak için Facebook'u kullanıyoruz.

Yani blogların, Facebook'daki kitleden, okuyucu kazanmaları gerektiğini söylüyorsunuz. Peki bunun dışında sürekli takip ettiğiniz blogcular veya bloglar var mı?

-- Bir sürü blog var ama http://karelidefter.blogspot.com/ hazinedir. Tavsiye ederim.

Evet şöyle kısa bir göz attım, çok eski bir blog. Peki bloglara dönüp bakarcak olursak, genel olarak blogların geleceğini nasıl görüyorsunuz? Ve hatta bloglar ve markalar hakkında, bize neler söyleyebilirsiniz?

-- Türkiye için ön görüde bulunursam; markaların blog yazarlarından ilgisini çektiğini hayal edin. Ortada bir şey kalır mı? Bence pek bir şey kalamaz. Lakin farklı şeyler yapanları çok seviyorum. Mesela Aybüke enfes bir örnek: http://aybukealtinoz.com/ Bu tarz şeyler yapanların Facebook ile de entegre olması, tadından yenmez sonuçlar doğurur gibime geliyor.

Aybüke Altınöz'ün çalışmalarını kendimde beğenerek takip ediyorum, gerçekten çok başarılı ve sizinde dediğiniz gibi enfes bir örnek. Peki Sosyal Medya'ya dönecek olursak, sizce Sosyal Medya nedir? Bize bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

-- Sosyal medya sosyalleşmek ve paylaşmaktır. Diğer yandan Sosyal Medya deyince benim aklıma hep Facebook geliyor.

Yani sizin için Sosyal Medya eşittir=Facebook. Peki o zaman Twitter diyince aklınıza ne geliyor. Çünkü diğer mikro blogları geçin, her ne kadar Facebook ile karşılaştırılmasa da, Twitter'ın da büyük bir kullanıcı sayısı var. Sizin için Twitter=?

---Twitter bana çoğu zaman slogan, yazacak yeteneğim veya zamanım yok ama içimdekileri bir türlü dökmem gerek. Ünlülerde gelmiş görmüş. Dur bir kayıt olayım ne olacak bakayım mecrası.

Peki Sosyal Medya'da, Twitter gibi, mikroblogların etkisi var mı?

-- Ünlülerin ekseninde dönen Twitter'ın önemli olduğunu ve gelecekte bugünden daha çok etkili olacağını düşünüyorum.

Peki mikroblogları geçecek olursak, blogların Sosyal Medya üzerinde etkisi var mı? Varsa nelerdir?

-- Küçükken mafya filmlerini izlerken bağırıp çağırdığında bu mafya babasını niye vurmuyorlar diyordum. Çünkü mafya babası tek emrindekiler yüzlerce kişi. Bloglarda benim gözümde mafya babası gibi. Tek başlarına bir etkileri yokmuş gibi gözükse bile, yazdıkları bir olumsuz yazı çete üyeleri Facebook ve Twitter'da binlerce kez paylaşınca karşılarında kimse duramıyor. Tabi bu her türlü içerik için gerekli ama blog yazarına güvenen 2000 kişi olursa daha kolay bir yayılım başlayabiliyor.

Peki son olarak, tekrar size dönecek olursak, kişisel yaşamınızda belli bir hayat felsefeniz var mı?

Çok sevdiğim bir söz var: iki kere iki dört eder.

Bu eğlenceli röportaj için, Blog Dergisi ekibi adına, Ömer Bey'e tekrar teşekkür ediyorum.

Hiç yorum yok: