6 Haziran 2012 Çarşamba

En çok beğendiğim ted konuşmalarından biri daha.





Chris Jordan şok edici istatistikleri resmediyor

Benim çalışmam, hepimizin bilinçsiz olarak gösterdiğimiz, müşterek davranışlar hakkında.Bundan kastettiğim davranışlar ise, hepimizin inkar etttiği ve günlük farkındalık seviyemizin altında işleyenler. Bireyler olarak, tüm bu şeyleri yapıyoruz, her zaman, her gün. Hani başkasına kızıp da eşinize huysuzluk ettiğinizdeki gibi. Veya endişeli olduğnuz için partinin birinde içkiyi fazla kaçırmak gibi. Ya da duygularınız incindiği için aşırı yemek gibi, ya da herneyse. Ve bunun gibi şeyleri yaptığımızda, 300 milyon kişi bilinçsiz davranışlar gösterdiğinde, tüm bunların toplamı yıkıcı sonuçlara yol açabiliyor. ki bunların olmasını ne isteriz ne de amaçlarız. İşte fotoğraf çalışmalarımla ele aldığım konu bu.
Adaletten bahsedersek, kültürümüzde süregelen bir fenomen daha var ki, bence son derece rahatsız edici; Amerika şu anda dünyadaki diğer tüm ülkelere göre nüfusuna oranla en çok mahkumun olduğu ülke. Hapisteki her dört kişiden biri, her dört insandan birisi Amerikalı ve ülkede hapsedilmiş durumda. Ve ben bu sayıyı göstermek istedim.Hapisteki Amerikalılıarın sayısı 2005 yılında 2.3 milyondu. O zamandan beri artıyor ama şu an ki sayıyı bilmiyoruz. Ben de 2.3 milyon hapisane üniformasını göstermek istedim, bu resmin gerçek ölçülerdeki görüntüsünde her bir üniforma bir demir para kalınlığında.Ufacıklar, çok zor görülebilecek durumdalar ve de 2.3 milyonu göstermek için dünyada bulunan herhangi bir printerın yapabileceğinden daha büyük bir kanvas gerekli. Bu yüzden birkaç panele bölmem gerekti, paneller 3 metre boyunda ve 7.5 metre genişliğinde. Bu New York'da bir galeride oluşturduğum o çalışmam; çalışmaya göz atanlar annem ve babam. (Gülüşmeler) Bu resme ne zaman baksam, annem babamaşöyle mi sesleniyor diye merak ediyorum, "Sonunda giyeceklerini katlamış." (Gülüşmeler)
Şimdi size bağımlılık ile ilgili bazı çalışmalar göstermek istiyorum. Bu sigara bağımlılığı ile ilgili. Sigaradan ölen Amerikalılıarın sayısını gösteren bir çalışma yapmak istedim. Her yıl ABD'de sigara yüzünden 400,000 kişi ölüyor. Bu çalışma da bir sürü sigara kutusundan yapıldı. Yavaşça geriye gittiğinizde, bunun Van Gogh'un "Sigaralı Kafatası" adlı resmi olduğunu göreceksiniz. Bu çok ilginç bir durum, 11 Eylül olaylarında 3000 kişi hayatını kaybetti, buna verilen tepkiyi hatırlıyor musunuz? Tüm dünyada yansımaları oldu ve zaman içinde yansımaya da devam edecek. 100 yıl boyunca konuşacağımız bir konu olacak bu.Ve tam o gün, 1,100 Amerikalı sigaradan hayatını kaybetti. Ve ertesi gün, bir 1,100 Amerikalı daha. Ve takip eden her gün, 1,100 Amerikalı daha öldü ve bugün, 1,100 Amerikalı sigaradan ölüyor. Bunun hakkında konuşmuyoruz, göz ardı ediyoruz. Tütün lobisi çok güçlü. Bilinçsiz olarak göz ardı ediyoruz. Sigaranın yıkıcı gücünü bilmemize rağmen, çocuklarımızın, torunlarımızın, sigaranın tesiri altında kalmalarına ve sigaraya başlamalarına müsaade ediyoruz. Bu da sıradaki çalışmanın çıkış kaynağı.
Bu da bir başka trajik olgu hakkında yeni tamamladığım çalışmam. Giderek artan bir saplantı olan göğüs büyütme operasyonları hakkında. Geçen sene 384,000 Amerikalı bayan gönüllü olarak göğüs büyütme operasyonuna gitti. Hızla en popüler lise mezuniyeti hediyesi haline geliyor, koleje başlayacak kızlara hediye olarak veriliyor. Ben de bunu Barbie bebeklerden yaptım, geriden baktığınızda çiçek motiflerini göreceksiniz, tamamen baktığınızda da, 32,000 Barbie bebek göreceksiniz, bu da ABD'de her ay gerçekleşmekte olan göğüs büyütme operasyonlarının sayısı. Bunu yaptıranların büyük bir çoğunluğu 21 yaşın altında. Ve gariptir ki, göğüs büyütmeden daha popüler olan tek plastik cerrahi operasyon liposuction, bunun da çoğu erkekler tarafından yaptırılıyor.
Şimdi, bunların sadece örnekler olduğunu vurgulamak istiyorum, bunu çok büyük bir sorunmuş gibi göstermiyorum. Sadece örnekler bunlar. Bunu yapmamın sebebi de, şu anda tam bir kültüre sahipmişiz gibi hissetmediğimizden korkmam. Şu an Amerika'da bir çeşit anestezi yapılmış gibi. Kültürümüze neler olduğu, ülkemizde neler olduğu, dünyadabizim adımıza yapılan zalimlikler konusunda, öfke hissimizi, nefretimizi ve ızdırabımızı kaybetmiş durumdayız. Kayboldular; bu duyguları kaybettik. Kültürel, ulusal sevincimizi bulamıyoruz. Bunun bir sebebi de bence, herbirimizin inşa etmeye çaltığı bu yeni dünya görüşü, bu holoptikal dünya görüşü, farklı şeylerin etkileşimi sonucunda beynimizdeyaratmaya çalıştığımız bu holografik görüntü; 1,000 mil uzaktan satın aldığımız çevresel ayak izleri; tüketici olarak aldığımız kararların 10,000 mil uzakta oluşturduğu sosyal sonuçlar.
Bu görüşü oluşturmaya çalışırken, ve de kültürümüzün büyüklüğü hakkında kendimizi eğitmeye çalışırken, karşılaşmamız gereken bilgiler şu devasa sayılarla ifade ediliyor :milyonlar, yüz milyonlar, milyarlar ve şimdi trilyonlar. Bush'un yeni bütçesi trilyonlarda vebeynimiz bu sayıları kavrayabilecek kapasitede değil. Bu devasa istatistiklerden bir anlam çıkaramıyoruz. İşte bu da benim çalışmamda yapmak istediğim şey, bu sayıları alıp,verilerin ham dilinden bu istatistikleri alıp onları daha evrensel görsel bir dile tercüme etmek, anlaşabilecek şekilde. Çünkü bence, eğer bunları anlayabilirsek, bunları daha derinden hissedebilirsek, şimdi olduğundan daha fazla bizim için önemli olacaklar. Ve eğer bunu bulabilirsek, her birimiz içimizde şu karşılaşmamız gereken önemli soruyu kolaylıkla bulabilecek. Soru; Nasıl değişeceğiz? Bana göre bir insan olarak şu an karşılaştığımız önemli bir soru bu: Nasıl değişeceğiz? Kültür olarak nasıl değişeceğiz ve bireysel olarak bunun çözümünde üstümüze düşen kısmın sorumluluğunu nasıl alacağız,nasıl davranacağız?

Hiç yorum yok: