2 Temmuz 2012 Pazartesi

Fatmanur Erdoğan Röportajı

Bu röportaj daha önce Blog Dergisi'nde yayınlanmıştır.



Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Bize kendinizden biraz bahseder misiniz? Fatmanur Erdoğan kimdir?

Girişimci bir yöneticiyim. Girişimci yöneticiler değişimi ve gelişimi körükleyerek içinde bulundukları ortamı ileri doğru hareket ettirebilenlerdir.
Özgürlüğüne düşkün biriyim, Yaratabilmek için özgür düşünce ve harekete ihtiyaç vardır. Bir yerde çok uzun süreler durduğumda kıpırdanmaya başlıyorum. Rahatlık batıyor. Durağanlık pek bana göre değil. Nerede hareket orada bereket hesabı yaşıyorum.
Hayata karşı tutkuluyum. Hayatın içinde ki hemen hemen herşeye merak duyuyorum. Bu yüzden de sürekli birşeyler öğreniyorum, araştırıyorum ve en önemlisi edindiğim bilgileri uygulamaya koymayı seviyorum.
Deniz tutkunu bir insanım. Yüzmeyi çok seviyorum ve deniz ile ilgili her tür aktivite bana hayat enerjisi veriyor.
Yeni yerler keşfetmek, yeni insanlarla tanışmak, bilinmeyene yolculuk etmek bir yaşam stili benim için. Kendimi bildim bileli böyleyim. Bu yüzden gözlem yeteneğimin gelişmiş olduğunu söyleyebilirim. Bir de içinde bulunduğum topluma tam entegre olmaktansa biraz yabancı kalmayı seviyorum. Yurt dışında yaşamak bana bu yüzden cazip geliyor. Etrafınıza hafif yabancı durabilmeniz sosyal baskı ve beklentiler doğrultusunda hareket etmektense inandığınız hayat doğrultusunda yol almanıza imkan tanır. Daha cesaretli davranabilmenizi sağlar. Farklı anlayışları, düşünceleri ve eğilimleri görmenizi mümkün kılar. Daha atak hareket ederek yenilikçi girişimlerde bulunmanıza olanak verir.


Peki bu şekilde yaşarken yakın çevrenize (aile, arkadaşlar) uyum sağlama problemleri yaşıyor musunuz veya bu gibi sıkıntılarla karşılaştığınız oluyor mu? 

Ne kadar çok farklı kültürlerden, farklı yapılardan ve farklı geçmişlere sahip insanla temas halinde olursanız o kadar çok farklılıklara nasıl yaklaşmanız gerektiğini öğrenirsiniz. Dolayısıyla daha geniş bir perspektiften hayatı, olayları ve insanları değerlendirebiliyorsunuz. 
Benim için yurt dışında olmak her zaman daha kolay oldu. Uzun yıllar yurt dışında yaşadıktan sonra Türkiye'ye döndüğümde re-expatriation dediğimiz durum söz konusuydu. Yani kendi kültürümü yeniden öğrenmek durumunda kaldım. Düzensizliğin yoğun olduğu Istanbul'a alışmak ve buradaki davranış modellerini kabul etmek zamanımı aldı. Hatta öyle ki bir gün trafikte "hem suçlu hem güçlü" davranan Türk insanını anlamaya çalışmanın çok anlamsız olduğunu düşündüm. Sistem benden daha büyüktü ve laçka olmuş trafik düzenini ve davranışını değiştiremeyeceğimi anlamak bende bir çaresizlik hissi yarattı. Bir müddet direndim ama baktım ki mutsuz oluyorum. Farkettim ki düzensizliğin içinde ki insanlar sadece Istanbula göç etmiş olanlar değil, sizin benim gibi eğitimli olanlar ve her gelir seviyesinden kesim de aynı şekilde davranabiliyor. Aslında Istanbul insanı kaos içinde yaşamayı seviyor. Düzen olduğu zaman hoşlanmıyor. O zaman kabul etmek zorunda olduğumu gördüm ve burası Türkiye hayat böyle diyerek tek başıma düzen getiremeyeceğime ikna oldum. Benim için çok zor oldu çünkü değişime ve gelişime böyle önem veren bir insanın sistemin çarpıklığı yanında çok küçük kaldığını kabul etmek kolay olmadı. 


İstanbul'da yaşayanların kasou sevdiğini söyleminize kesinlikle katılıyorum. Bir düzen içinde yaşayamıyor.
  
İşletme, grafik tasarımı ve pazarlama ve psikoloji okudunuz. Peki neden sadece tek bir alanda ilerlemeyi seçmediniz?

Tutkulu bir insanım o yüzden neye tutku duyuyorsam onun arkasından gidiyorum. Farklı alanlarda bilgi edinmek multidisipliner bir anlayış kazandırır. Eğitimini aldığım konular mesleğimde işime yarayan konular üstelik. Dikkatli bakacak olursanız pazarlama ve iletişim alanında meslek sahibi birinin tasarımdan psikolojiye farklı alanlarda bilgili olması büyük bir avantajdır. Bu yetkinliklere sahip olabilen az sayıda kişi varsa, siz her zaman daha değerli olursunuz. Çünkü farklı açılardan konuları değerlendirebildiğiniz için, diğerlerine oranla daha iyi bir farklılık yaratabilirsiniz.



Daha önce verdiğiniz bir röportajda "hangi üniversitede ne okuduğunuzun, nasıl okuduğunuzun önemli olmadığını düşünen profesyonellerdenim" demişsiniz. Sizce gerçekten mezun olduğunuz okulun, elinizde bulunan diplomanın bir önemi yok mu?

Kesinlikle yok. Günümüzde 250 üzerinde üniversite eğitimlerini online olarak dünyaya açmış durumda. Artık Harvard, MIT ya da Stanford’dan dersler almak istiyorsanız, online ve ücretsiz olan bu derslere katılabilirsiniz. Dünyanın en büyük şirketleri nereden diploma aldığınıza değil öğrendiklerinizle şirketlerine nasıl fayda sağlayacağına bakıyor. İnsan önce kendi gücüne inanmalı. Gücümüzü kendimizden aldığımızda ileri doğru hareket etmemiz daha kolay olur.

Tabii bu demek değildir ki "Harvard’da okumak anlamsız". Elbette bu doğru bir önerme olmaz. Bu üniversitelerin öğrencilerine sağladığı araştırma ve geliştirme imkanları çok iyi. Ayrıca birarada bulunduğunuz öğrencilerin de öğrenme sürecinize etkisi ve iş networkünüze katkısı yüksektir. Harvard mezunu olmamak daha az öğreneceğiniz ya da daha az networkünüz olacağı anlamına da gelmez. Bu anlamda Steve Jobs ve hatta Bill Gates iyi bir örnek olabilir.


Sorumuza bi anlamda "önemi yok" diyorsunuz, peki insanlar neden illa "x üniversitesi" mezunu olmak için çabalıyor. Mezun oldukları üniversitenin, kişilerin geleceklerinde bir artısı olmayacak mı?

Ünvanlar bize kredibilite ve saygınlık verir. Marka yaratmak isteme çabamız da bu yüzdendir. Harvard saygın ve dünyanın en başarılı beyinlerini yetiştirmekle ün saldı. Dolayısıyla Harvard mezunuyum demek size sosyal statü kazandırır. Sosyal beklentiler de bizleri koşullandırır. Seçimlerimiz biraz böyle şekillenir. Aynı zamanda isim yapmış bir üniversitede okumak da belli bir eğitim kalitesinin göstergesidir. Eğer X üniversitesi Y üniversitesinden daha iyi öğrenci yetiştiriyorsa, doğal olarak tercih X yönünde olur.

Ben diyorum ki öğrenmek isteyen insana hangi üniversitede okuduğu vız gelir. Bu kişiler istedikleri bilgiyi almak için içlerinden gelen bir motivasyonla hareket ederler. Kaynakları yüksektir. Elde etmek istediklerini yapabilmek için azimlidirler, girişimcidirler, antenleri açıktır. Yani hayatları ya da başarıları üniversiteden aldıkları diplomaya bağlı değildir.


Bu güzel cevabınız için ç.ok teşekkür ederim. Kesinlikle haklısınız. 
Size blogunuzdan ulaşıp, geleceğini belirlemek için fikir danışanlar oluyor mu?

Elbette. Kariyeryolculugu.com Türkiye’nin ilk kariyer yönetim blogu. Açıldığından bu yana hiç aralıksız devam eden sayılı saygın bloglar arasında. Yüzlerce öğrenci, mezun ve çalışana kariyer yönetimlerinde, iş arayışlarında, yeteneklerini bulmalarını ve kullanmalarını sağlamada, CV ve önyazılarını hazırlamakta gönüllü destek oldum. Hala da destek olmaya devam ediyorum. 2011 yılında da ilk defa blog açıldığından bu yana tasarımını yeniledim. İlgi inanılmaz arttı. Sanıyorum doğru bir adım attım.


Yönlendirmeniz sonucunda gerçekleştirmek istediği hayaline kavuşmuş, başarmış olup, sonrasında küçük bir "teşekkür"le dahi olsa dönüş yapan oldu mu? 

Elbette. Nasıl sanatçılar için alkış için yaşar derler, bu da öyle bir şey bir anlamda. Yaptığım işin sadece teşekkürle değil kişilerin hayatlarında olumlu bir değişim ve gelişimle sonuçlandığını görmek tatmin edici bir duygu. İçten bir yaklaşımım vardır ve genelde bana yakın hisseder danışanlar. O yüzden irtibatımız kopmaz.


Peki blogunuz sayesinde belki de hiç tanımadığınız insanları yönlendirebilmek, onlara destek olabilmek nasıl bir duygu?

 Şahane bir duygu. Insanların hayatına dokunmayı seviyorum ve bu mecra bana çok daha büyük kitlelere destek olabilme imkanı verdi. Sadece Türkiye'den değil aynı zamanda dünyanın dört bir yanında yaşayanlara da destek oluyorum. 


‘Ingilizce Bilmiyorsanız, Geriden Takip Edersiniz" başlıklı yazınızda  "Ingilizcenizin yeterli düzeyde olmadığını düşünüyorsanız, hemen işe el atın. Mümkünse, bir kaç yılınızı yurt dışında geçirin ama öğrenmeden gelmeyin. Artık yabancı dil bilmeyene kariyer yok!" diye bitirmişsiniz. Peki kariyere bu kadar odaklanmak ve hatta insanları da böyle yönlendirmek sizi bir şeyleri eksik yaşadığınızı düşündürtmüyor mu?

Ben hayatımızın bir anlamı olması gerektiğine ve o anlam doğrultusunda yaşamımıza yön verdiğimizde  mutlu ve tatminkar bir hayat yaşayabileceğimize inanıyorum. Kariyer yapmak diye birşeye inanmıyorum anlayacağınız. Eğer blogumun sıkı takipçilerindenseniz, fikirlerimin bu alandaki profesyonellerden farklılık gösterdiğini göreceksiniz. Kariyeryolculugu.com ‘kariyer ve yaşam dengesi üzerine profesyonel rehberlik’ veriyor. Dolayısıyla blogun bir odak noktası var. Başarılı bir blog odağını kaybetmeden ama konulara geniş perspektiften bakabilendir.

Günümüzde kaynakların (kitapların ve araştırmaların) büyük bir çoğunluğu ingilizcedir. İngilizce bilmiyorsanız bu kaynaklara ulaşmakta zorluk çekersiniz. Birilerinin sizin yerinize tercüme edip, özetlemesini beklemeniz gerekir. Sosyal medya çağında, bilginin ışık hızında yayıldığı bir dönemde bu kadar beklemeye zamanınız varsa, diyebileceğm bir şey yok. Bunun dışında tek dil, tek insan derler ya, global bir dünya düzeninde sadece tek bir dilde, tek bir kültürle anlaşabilmek gelişim açısından yeterli kalmıyor. Ülkeler artık ‘multicultural’ hale geliyor. Yani bir çok kültürü içinde bulunduruyor. Türkiye’de bile bu dönüşüm başladı. Farklı kültürlerden vatandaşların ülkemizde yaşamayı tercih ettiğini görüyoruz. Bir insanı anlamanın en iyi yolu o insanın dilini anlayabilmektir.

Internet Türkçe değildir. Blog kelimesi de Türkçe değildir. Bunların ne anlama geldiğini anlayabilmek için bundan da öte bu tür inovasyonlar yapabilmeniz için ortak bir dile ihtiyaç vardır. Şimdilik bu dil çoğunlukla ingilizce olarak karşımıza çıkıyor. Yani İngilizce bilmek dünyayla temas halinde olabilmek demektir.


İngilizce hakkındaki görüşlerinize kesinlikle katılıyorum. Bunun dışında bende de herkesin  "isteyince her şeyi yapabileceğine" inanan bir yapı var ve kendimden örnek vermek gerekirse "şunu yapacağım" deyip çok isteyerek başardığım ve şu an çalışmakda olduğum bi işim var. Kendimden yola çıkarak söyleyebilirim ki gerçekten de, herkesin herşeyi yapabileceğine tüm samimiyetimle inanıyorum. Peki siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Sizce herkes her işi, her şeyi yapabilir mi?

Herkes yetenekleri ve heyecanları doğrultusunda hareket ettiklerinde herşeyi yapabilir. Doktor olmak size heyecanlandırmıyorsa, tıp mezunu olabilirsiniz ama iyi bir doktor olmayabilirsiniz. Yani herkes her işi yapabilir ama herkes her işi iyi yapamayabilir. İşi iyi yaptıran şey yaptığınız işlere olan heyecanınız ve tutkunuzdur.


Peki çocukluğundan itibaren sadece tek bir tarafa, amaca yönlendirilmek doğru bir davranış mı? Çocuğun yaratıcılığını köreltmez mi?

Bir konuda uzmanlaşmak için o konuyla yıllarca uğraşmak gerekiyor. Bu da zaman alıyor. Eğer yönlendirme doğruysa ve geniş açıya sahipse faydalıdır. Ne var ki insanların beklentileri ve tercihleri zaman içerisinde değişebilir. Her değişiklik ya da yeni arayış bir önce ki kararın yanlış olduğu anlamına gelmez. Yaratıcılığı körelten bakış açısıdır, tek bir alana yönelmek değil…Bana biraz once neden multidisipliner bir eğitim tarzım olduğunu sordunuz. Sebebi budur. Multidisipliner olmak tek alanda ilerlerken geniş açıyla hareket edebilmeyi mümkün tutar.


Röportajımızın sonuna gelmişken son sorumuzu soralım: 
10 yıl boyunca Türkiye, ABD, Singapur ve Norveç dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde çalışmış ve 40’ın üzerinde ülkeyi ziyaret etmişsiniz. Bu kadar birbirinden farklı kültürü tanımak ve hatta iç içe olmanın size kazandırdığı en önemli şey nedir?

Her kültürün arasında çok rahat olabilmeyi ve onları anlayabilmemi sağladı sanırım. Yabancılar kendilerini benim yanımda çok rahat hissederler ve bunu hep söylerler. Yani onlardan biri gibi olduğumu hissederler. Bu biraz doğal bir yetenek galiba bende… birazı da bilgi ve tecrübeyle gelen birşey. Farklı kütürler arasında olmak ruhuma iyi geliyor. Yaratıcılığımı kamçılıyor ve beni stimüle ediyor gördüğüm değişik yapılar, kültürler, insanlar…

Bu içten ve samimi cevaplarınız için tekrar teşekkür ederim. 

3 yorum:

bilgehan celik dedi ki...

söyleşi icten olmuş...örnek aldıgım insansınız Fatmanur hnm...sitenizi 4 yıldır takip ediyorum..insallah kızım da sizin gibi akıllı,çalışkan ve kariyerli olur...adana'dan sevgiler

Bilgehan

Adsız dedi ki...

nerelisiniz biraz kendinizden bahsedin

ada duru dedi ki...

Ben ilk mat öğretmen okuyorm ama psikolojiye ilgim var iki alanda bir seyler yapmak istiyorm bana yardım edersiniz sizi minnettar kalırımsaygilar