19 Ocak 2013 Cumartesi

Cem Mumcu Röportajı

 Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Cem Mumcu'nun kim olduğunu, neler yaptığını bilmeyen yok, bize ''hayata bakışınızdan'' bahseder misiniz?

Bir röportaj için çok kapsamlı bir soru bu. Belki kısaca hep söylediğim gibi “fâni” deyip geçmeliyim.

Peki onca yazar varken, bi blogcunun ''yazılarını'' neden kitaba çevirme ihtiyacı duydunuz? Hatta neden ''Dizüstü Edebiyat'' serisi diye bir başka seri başlattınız?
 
Okur olmak, yazar olmak, yayıncı olmak. Bütün bunlar benim bibliyomanimin uzantıları. Ne yalan söyleyeyim “onca yazar” falan yok. Ayda elliye yakın dosya gelir bana yıllardır. Ve ne yazık ki çok önemli bir çoğunluğuna yazmayı bırakmalarını önerebilirim. Blog yazarlarının hepsinde değil ama bazılarında çok önemli bulduğum özellikler var. Herşeyden önce “çağ”ın içinde ve “gerçek” bir dil var orada. Artık martı imgesini sömüren, sığ kelime oyunları yapan, hayatın içinde olmayan, -mış gibi bir edebiyattan bıktık.


Peki bu anlamda sizce Blog dünyasının, Edebiyat dünyasına, nasıl bir katkısı olacak veya bir katkısı olacak mı?

Hem tahminim hem arzum bu yönde. Çünkü burada “sahici” bir şeyler var. Dönüp bakarsanız has edebiyat; hayatla, hayatta bir derdi, bir meselesi olanların yarattıklarıdır. Onları tanımlarken şunları yazmıştık ve bu hala geçerli:
Eğlenceli
Cesur
Gerçek
Dobra
Dümdüz
Onların niyetleri yazar olmak değildi
Onların niyetleri ünlü olmak değildi
intikam için
içlerini boşaltmak için
Sevgili bulmak için
“ekmek” çıkarmak için
küfretmek için
itiraf etmek için
söyleyemediklerini söyleyebilmek için
Anlaşılmak için
Öfkelerini kusmak için yazdılar
Yeni bir dil yarattılar
Ama çok eğlenceli oldular
Çok izlenir oldular
Onları tanımadan izlediler
Çok merak edildiler
Taklit edildiler

''Dizüstü Edebiyat'' ismi de çok güzel, isim nasıl ortaya çıktı?

Bir gece sohbet sırasında ismi ne olsa diye uzun uzun konuştuk. Sonra birden benim aklıma geldi. Arkadaşlar da beğenip, kabullendiler. Bu isim sayesinde Facebook grubu da çok ilgi çekti. “Bu ne acaba?” sorusunu sordurdu.

Peki Dizüstü Edebiyat serisi sadece blog yazarlarının kitaplarını mı yayınlayacak?

Aslında bloglarda, Twitter'da yani internette yazanlardan oluşacak. Ama kimsenin orada yazdıklarını kitap yapıp yayınlamıyoruz. Orada gördüğüm onların “yazar kumaşları”.

Bu anlamda da sanırım bu yüzden ilk kitap  PuCCa'nın oldu?

PuCCa bloggerlar arasında en çok takip edilenlerden bir tanesi. Ve bir kadın. Yazdıkları sadece okunmuyor, aynı zamanda takipçileri tarafından sürekli yorumlanıyor da. PuCCa’nın yazıları, büyük bir kalabalığın yaşadıkları aslında. Bu dizinin ilk kitabı, yaza uygun, sıcak, yakın bir kadın kitabı oldu. Ama tahminimizin üstünde bir erkek okur kitlesi de var PuCCa’nın. Bir anlamda dizinin lokomotifi oldu Küçük Aptalın Büyük Dünyası…

''Küçük Aptalın Büyük Dünyası'' şu an, sosyal medyada çok konuşuluyor ve bir çok online kitap satış sitesinde en çok satanlar arasına girdi. Burdan kitabın ileriki günlerde en çok satanlar listesinde uzun süre kalacağını öngörebiliyoruz. Peki tüm bunlara rağmen siz kitap satışı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu kitabın satışa çıktığı günden itibaren öğrendiğimiz bir şey var aslında. Yazarın internette tanınırlığıyla satışı arasında bir parallelik kurmamak lazım. PuCCa’nın kitap satışı oldukça iyi gidiyor. Ama iyi gitmesinin nedeni internette çok tanınması olmadı, yazdıklarının ve dünyasının içtenliğiyle oldu.

PuCCa dışında, yine bir kaç blog yazarıyla daha, kitap projeniz var. Peki Dizüstü Edebiyat serisinde kitabını yayınlayacağınız blog yazarlarının, belli bir yazım tarzı olmasını istiyor musunuz, yoksa kesinlikle onların serbest yazım şekillerine bağlı bir halde mi çıkıyor?

Hepsinin tek bir ortak noktası var, kendilerine ait özel dünyalara sahipler. Dünyalarını paylaşmayı çoktan seçmiş kişiler onlar. Benim için önemli olan bu. Hepsinin tarzı birbirinden farklı. Farklı olması da amaçlanan bir şey. Tek dileğim kitaplarını yazarken “kendi olmak”tan vazgeçmemeleri.

Kitaplarının çıkacağını duyduğumuz HBBA, Sami Hazinses, Hoanes ve Mayonezi Severim nickli blog yazarlarının kitapları ne zaman çıkacak belli bir tarihleri var mı?

PuCCa’dan sonra biraz mesafe bıraktık. Dizi iyice tanınsın, otursun istedik. Diğer yazarlar yaklaşık olarak 1'er ay arayla çıkacak.

Bu seride kaç kitap olmasını planlıyorsunuz? Böyle bir sayı var mı aklınızda? 
Neden bu soruyu sordum derseniz, mesela ''Küçük Aptalın Büyük Dünyası'' adlı kitaba 01 numarası vermişsiniz? Bu sadece PuCCa için mi, yoksa bundan sonraki yazarlar içinde geçerli mi?

İkinci kitap 02 olacak tabi ki. Nicelik konusunda bir sınırımız yok, nitelik konusunda var.

Peki diğer yayınlarınızdan farklı olarak, bu serideki kitaplar için, nasıl bir pazarlama iletişimi yürütüyorsunuz?

İyi kitabın en önemli özelliği kulaktan kulağa duyulması, tanınması ve önerilmesidir. Ama burada “yeni” bir şey var. Bunu anlatmaya çalışıyoruz.

Tüm yayılmalara rağmen, internetin ve elektronik okuma cihazlarının yaygınlaşması bu kadar hızlanmışken, her eve artık 1 değil nerdeyse 2 bilgisayar giriyorken ve buna bağlı olarak kitap satışlarının sürekli düşüşü söz konusuyken, neden hala kitap dünyasına yatırım yapıp yeni seriler çıkarıyorsunuz?

Kitap satışlarının düştüğü doğru. Kitap konusundaki bağımlılığım, internete karşı da var. İkisini de yoğun kullanan biri olarak, birbirlerinin yerini tutmayacaklarını söyleyebilirim. İkisi çok farklı atmosferlere sahipler. Kitap herşeyin ötesinde elinizde tuttuğunuz, o sırada sadece size özel olan ve kendisi dışındaki herşeyi arka plana atan bir şey. İnternet ise aslında tam bir algı bombardımanı, hızlı, çok derinleşmeyen ve sonsuz olasılığa kapı açan bir mecra. Dolayısıyla internet içeriğiyle kitabı karşılaştıramam.

Son olarak; Dizüstü Edebiyat serisinin elektronik ortamda okunabilmesini de sağlama gibi bir projeniz var mı? Yoksa sadece basılı yayın üzerinden gideceksiniz?
 
Henüz böyle bir projemiz yok.
 
Röportaj için teşekkür ederim.
(Bu röportaj daha önce Blog Dergisi'nde yayınlanmıştır.)

Hiç yorum yok: