1 Nisan 2014 Salı

Sosyal Medya ve Kelimelerin Yeni Anlamları

İnternetin yaygınlığı sayesinde insanların iletişimi kolaylaşıyor ve kolaylaştıkça da, aslında iletişim kazaları da artıyor. Bu kazaları insanlar yapınca sorun olmuyor, ama milyonlarca lira harcanarak büyüyen markalar adına konuşanlar o marka adına hata yapınca bu hatalar, kaza olmaktan çıkıp bir marka krizine dönüşebiliyor.

Büyük veya küçük farketmeksizin bütün markalar için kriz durumu söz konusuyken, buna rağmen hala hata yapıyor olmak, o markanın gelecek açısından başarı elde etmesini büyük oranda olumsuz olarak etkiliyor ve başarı sağlayabilmesi için, o krize kadar harcadığı kadar bir reklam bütçesi daha harcamak zorunda kalıyor. Yani bugüne kadarki tüm markalama çalışması, tüm yatırımı tek bir adımda çöpe atılmış oluyor.

Bazen hatalar en basit haliyle var oldukları için marka tarafındaki herkesin gözünden kaçabiliyor. Örneğin Üçler Market'in yaşadığı hemen yandaki durum gibi.

Aslında bu durum sosyal medyanın toplum tarafından bu kadar yoğun kullanılmasından önce yaşanılsaydı belki de kimse bunu farketmeyecek ve farkeden olsa bile en fazla 2 kişinin uyarısı ile yanlış düzeltilmiş, o 2 kişiden de özür dilenmiş olacaktı.

Ama eğer 2014 yılında bir marka iletişim kazası yapılıyorsa, müşteriler bu hatayı, o işten sorumlu olan kişilerle paylaşmak yerine; bol bol Like almak, RT edilmek, tweetlerinin Favori'lere alınmasını sağlamak, bu tür konularda hassas biri olduğunu tüm takipçilerine gösterip, toplum tarafından bir an önce kabul görülmek için hemen sosyal medyada paylaşıyor, arkadaşlarını o marketten alışveriş yapmamaları ve o markayı boykot etmek üzere uyarıyor.

Evet sosyal medyada krizler biraz da bu yüzden büyüyor. Çünkü RT edilmek hoşumuza gidiyor, like'lanmak yanlış yapsak bile doğru yolda olduğumuz hissini yaşatıyor bize. Kısaca söylemek gerekirse; sosyal medya da etkileşim yaratmak bizi mutlu ediyor.

Konu çok fazla dağılmadan Üçler Market krizine dönecek olursam; zaten durum da aynen bu şekilde yaşanıldı ve olaylar gittikçe büyüdü.
Büyüyen olaya Üçler Market ise Twitter hesabından yandaki tweetlerle özür mesajı yayınladı.

Tabii sadece Twitter hesaplarından değil, Facebook sayfalarından ve web sitelerinden de konu ile ilgili derin üzüntülerini bildirdikleri açıklamalar yayınladılar.

Tüm bu açıklamalar, ise yine aynı kullanıcılar tarafından diğer arkadaşlarına duyruldu, üzüntü mesajları yayıldıkça yayıldı ve krizden haberi olmayanlar da krizden haberdar oldular.

Krizi ve son halini bir kenara bırakırsak; bence olayın büyüme nedeni, o kampanya metnini yazan arkadaşların ve sonrasında o metni onaylayan marka yöneticilerin sosyal medyayı kullanmamasından kaynaklıdır.

Çünkü 10 yıl önce "Atatürk O.Ç." cümlesini gören biri, o cümleri Atatürk Orman Çiftliği diye okuyabilirdi, ama artık sosyal ağlar sayesinde "O.Ç." ne yazıkki farklı bir şekilde okunuyor.

Son bir çünkü daha ekleyerek; çünkü sosyal medya hızla yayılırken, aynı hızda da kelimelerin ve cümlelerin anlamlarını da değiştirip yeni anlamlar yükledi.
Yani; artık markalar adına bir şey söylerken-yazarken; o cümlenin sokakta ayrı bir anlamı, sosyal ağlarda ayrı bir anlamı, argo'da başka bir anlamı olabileceğini de hesaba katmak ve bu şekilde konuşmak/yazmak gerektiğini öğrenmek zorundayız.
(Hatta sosyal ağlar, kendi arasında bile kelimelere, cümlelere farklı anlamlar yükleyebiliyorlar. Bu da ayrı bir yazının konusu.)

Sevgiler.

Hiç yorum yok: