29 Mayıs 2014 Perşembe

İş hayatı ve arkadaşlık


İş yerinde, patronlar tarafından arkadaş kelimesinin fazla kullanılmasından dolayı; bazen midemin bulanıp, başımın ağrıdığını hissettiğim zamanlar olmuştur. O yüzden bu rahatsızlığı blogumda yazmak istedim.

Midemin bulanıp, başımın ağrımasının nedeni; patronlarımın arkadaşlık kelimesi arkasına saklanarak, biz çalışanlar üzerinde adeta bir sömürü düzeni kurmuş olmalarından kaynaklıydı. 
Bu durumu bir kaç kez patronlarımla da konuşmuştum. Özet olarak şöyle demiştim: aramızda parasal bir bağ var. Bu yüzden biz arkadaş değiliz ve asla arkadaş olamayacağız. Çünkü ben hayatımı idame ettirmek için sevdiğim bir işi yaparak para kazanmaya çalışıyorum, siz de para kazanmak için beni işe aldınız. Ben işimi yapmadığım zaman maaş vermeyip beni kapıya bırakacaksanız veya siz bana maaşımı vermediğiniz zaman ben işi bırakacaksam bu arkadaşlık değil, bu bir ticari anlaşmadır. Bu anlaşmaya bağlı kalarak ilerlememiz en doğrusudur. 
Şu cümleyi de eklemek istemişimdir "bunun dışındaki beklentiler bir sömürüye yol açar ve bu da ahlaksızlıktır." ama ekleyememişimdir, o ayrı :)

Patronlarım genelde gülüp geçtiler, bense bir sonraki iş yerlerimde de bunu tekrar edip, çalışmaya da öyle devam ettim.
Eğer arkadaşlık ilişkisi içerisinde bir çalışma hayatı beklentiniz varsa, bu her iki taraf için de büyük bir kayıptır. Lütfen kendinizi ve patronunuzu veya patronsanız çalışanlarınızı kandırmayı bırakın. Çünkü mutsuzluğumuzun en büyük nedenleri arasında ilk sırada insanın kendine yalan söylemesi vardır. 

Ama doğrusu bu "arkadaşlık" yalanı daha çok çalışanların kaybına, patronların kazancınadır. 
Örneğin işe girerken size çalışma saatleri konusunda bilgi verilir ve özellikle sabah saatlerindeki işe gelme konusundaki dikkatli olmanız istenir. İlk ay bütün çalışanlar kusursuz bir şekilde istenilen saatte iş yerinin kapısındadır. Bazen patron gelmemiş olsa bile çalışanlar kapıda patronun gelip dükkanı/ofisi vs açmasını bekliyorlardır. Patron gelir, kapı açılır ve herkes ofise girip çalışmaya başlar. 
Bunun dışında ise, eğer sabah mesai saati bırakılıyorsa patron en erken gelenlerden olmak zorundadır. Hele ki kapıda çalışma arkadaşlarının bekletilmesi derinlerde küçük kıpırtılara neden olur. Yani aslında arkadaşlıktan eser olmadığı ilk olarak o zaman anlaşılabilir. 

İkinci ay ise belirli çalışma saatleriniz vardır ama sabah saatlerine siz dikkat etmenize rağmen akşam iş çıkış saati konuşmasından eser yoktur. Saatlerin hesabı akşam işten çıkarken yapılmaz, ama sabah 1 dakikalık gecikmeler 1 saatlik azarlanmanız anlamına gelir.

Sizden sürekli olarak şirketteki diğer arkadaşlarınızla uyumlu çalışmanız, ekibe değer katmanız, şirketi büyütmeniz, aileye ortak olmanız beklenir. Bu sürede maaşınız aynıdır. Oysaki bu işe para kazanmak için girmiştiniz. Kazancı bölüşelim demiyorum, ama 2 tane elimiz varken, 10 tane iş istenmesi verimsizmişiz gibi bir izlenim yaratıyor. Madem arkadaşınızdan 10 tane daha iş isteyeceksiniz, o zaman arkadaşınıza 10 işin daha parasını verin.

Patronunuz size arkadaşım diye seslendikten sonra, tüm yeteneklerinizden faydalanmaya kalkar. Çünkü siz sözde onun arkadaşı olsanız bile, o size verdiği tek bir maaş sayesinde etiniz, sütünüz, kemiğiniz, kılınız, tüyünüzle onunsunuzdur. Arkadaş olarak değil, bedenen onunsunuzdur. Çünkü arkadaşsınızdır ve arkadaşlık kurulmuş en iyi sömürü düzenlerinden biridir.

Patronların en büyük sömürü düzeni ise; çalışanların maaşlarını asgari ücret olarak gösterip, yarısını elden, yarısını bankadan ödemektir. Madem arkadaşız benim sigortamı neden tam yatırıp geleceğimi düşünmüyorsunuz? Neden benim geleceğimi çalıyorsunuz? İnsan arkadaşına böyle davranır mı? 
Bir çok kişi hayatını idame ettirmek zorunda olduğu için asgari ücretten çalışıyormuş gibi gösterilmeyi kabul ederek çalışır.
Ve hatta bazı patronlar da bunun hırsızlık olduğunu kabul etmezler ama evet bence bu hırsızlıktır. Çalışanın geleceğini çalmaktır. Devleti yönetenleri hırsızlıkla suçlarken kendisinin yüzü hiç kızarmasa da bu hırsızlıktır.

Sadece patronlara yüklenmek olmaz tabii. Diğer çalışanlar arasında da patrona yaranmak için 40 işi birden yapan insanlar çıkıyor. Durum böyle olunca, patron tüm çalışanlardan 40 iş yapmalarını bekliyor. Hayır efendim, ben bana ödenen paranın işini yalnız yaparım. Eğer başka bir daha iş bekliyorsanız, parasını da vereceksiniz. Çünkü ben sizin arkadaşınız değilim ve biz arkadaş olduğumuz için aynı çatı altında çalışmıyoruz.

Hiç yorum yok: