Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Steve Jobs - Meşhur Stanford Konuşması

Hasta

3 haftadır aynı sorunu yaşıyorum. Midem ağrıyor. Gittiğim hastanelerde doktorların isteğiyle kan ve idrar tahlilleri yaptım bir şey çıkmadı. Ultrasonda bir şey çıkmadı, filmlerimde bir şey çıkmadı, ama ben 3 haftadır ne yesem kusuyorum. Ne yapsam ağrım dinmiyor. İlaçsız yaşayamıyor gibi oldum. Son iki gecedir acile gidiyorum ama değişen bir şey yok. Sadece iğne yapıp, ilaç yazdıktan sonra gönderiyorlar. Hastanedeyken diğer hastaları gördüğümde halimden şikayet etmeye utandığımdan olsa gerek nerdeyse iyileşir gibi de olmuyor değilim. Ama sonra eve geldiğimde ağrılar sızılar yine başlıyor. Üstelik şu son bir kaç gündür bir şey de yiyemedim. Su bile içsem kusuyorum. Kusunca rahatlıyorum da. Bir de sanki karnıma hava gitmiyormuş gibi hissediyorum "şöyle bir güzel derin derin osursam iyileşirim, bir şeyim kalmaz" diye düşünmüyor değilim. Bugün hemşireye bunu söyledim, güldü. Ama şikayetim devam ediyor. Osurmak demişken, bazen gün içinde osurmak için kendimi zorluyorum da...

Ressam ve öğrencisi

Usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta, öğrencisini uğurlamış. Çırağına " Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın?" demiş. " Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma" diye ilave etmiş. Öğrenci, birkaç gün sonra resme bakmaya gitmiş. Resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasının yanına dönmüş. Usta ressam, üzülmeden yeniden resme devam etmesini tavsiye etmiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış.Usta, yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını söylemiş. Yanına da, insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki, resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş. Usta ressam şöyle demiş: ...

Facebook'da Bonus Genç reklamlarıyla taciz edilmek

Online'da reklam yapmak o kadar başarılı sonuçlar veriyorki, bu yüzden bazı markaların artık ofline reklam mecralarındaki bütçelerinin büyük bir bölümünü online tarafa kaydırdıklarını biliyoruz.  Online reklamlarda hedeflemeler ise, reklam mecrasını kullanan kullanıcıların verdikleri kişisel bilgiler doğrultusunda yapılıyor.  Kişisel bilgilerimi bende Facebook ile paylaşıyorum ve üstelik yaşımı, cinsiyetimi, nerede oturduğumu, nerede çalıştığımı, ne yaptığımı vs en ince detaylarına kadar Facebook ile paylaşıyorum. Facebook da bana ait bu bilgiler doğrultusunda reklam verenlere, reklam yapmak istedikleri kişileri listeliyor ve diyorki; şu yaşta şu kadar kişi kullanıcım var, bu kullanıcılara reklam yapabilirsin. Reklamveren de bu kullanıcılar arasında kendi hedef kitlesine uyanlara belirlemiş olduğu strateji doğrultusunda reklam yayını yapmaya başlıyor. Böylece reklamverenin yaptığı reklam maliyeti çöpe değil, direkt olarak tekrar cebe atılmış oluyor. Ama işte ne yazı...

İş hayatı ve arkadaşlık

İş yerinde, patronlar tarafından arkadaş kelimesinin fazla kullanılmasından dolayı; bazen midemin bulanıp, başımın ağrıdığını hissettiğim zamanlar olmuştur. O yüzden bu rahatsızlığı blogumda yazmak istedim. Midemin bulanıp, başımın ağrımasının nedeni; patronlarımın arkadaşlık kelimesi arkasına saklanarak, biz çalışanlar üzerinde adeta bir sömürü düzeni kurmuş olmalarından kaynaklıydı.  Bu durumu bir kaç kez patronlarımla da konuşmuştum. Özet olarak şöyle demiştim: aramızda parasal bir bağ var. Bu yüzden biz arkadaş değiliz ve asla arkadaş olamayacağız. Çünkü ben hayatımı idame ettirmek için sevdiğim bir işi yaparak para kazanmaya çalışıyorum, siz de para kazanmak için beni işe aldınız. Ben işimi yapmadığım zaman maaş vermeyip beni kapıya bırakacaksanız veya siz bana maaşımı vermediğiniz zaman ben işi bırakacaksam bu arkadaşlık değil, bu bir ticari anlaşmadır. Bu anlaşmaya bağlı kalarak ilerlememiz en doğrusudur.  Şu cümleyi de eklemek istemişimdir "bunun dışındaki be...

İş hayatı ve konuşmak

Gittiğiniz kafelerde veya buna benzer mekânlarda yan masadaki hararetli konuşmalara şahit olmuşsunuzdur. Bunlar arasında arkadaş çekiştirmeleri neyse de, ofis çekişmelerinin konu edilmesini her zaman garip karşılamışımdır. Şu şuna şunu demiş, bu buna böyle demiş ile başlayan cümleler bitmek bilmez.  İnsanların o an yanlarında olmayan arkadaşlarını rahat rahat çekiştirmeleriyle çok ilgilenmiyorum. Açıkçası bahsettikleri kişiyi tanımadığım ve belki de hiç tanımayacağım için çok önemsemiyorum da, ama iş ilişkisi içerisinde geçen konuların her hangi bir kafede dile getirilmesini biraz trajikomik bulurum. Bir de bu insanlar o markaya ait kocaman logolu giysiler ile ses tonlarına bile dikkat etmeden, iş hayatlarındaki sıkıntıları, diğer iş arkadaşlarıyla yaşadıkları olumsuzlukları tartışmaları, çalışma şartlarından şikayet etmelerinin, çalıştıkları o marka adına çok üzücü bir durum olduğunu düşünüyorum. Çalışanlarınıza üzerinde şirketinizin kocaman logolarının olduğu bir giysi, ün...

Sırbistan Gezisi