Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kırmızıya Koş

Son günlerde fazlasıyla beğendiğim çalışmalardan biri, sitede http://www.kirmiziyakos.com/ saatin dönmesine, kedinin balıklara bakıp dil çıkarmasına kapılmışken bi ara perdelerde sallanır mı diye düşünmekten kendimi alamadım. Sade göz yormayan güzel bir çalışma olmuş. Yapanların eline sağlık.

3nokta

Aslında bir şeyler yazmak istiyorum, ama etiketlenmekten ve hayatım boyunca o etiketi taşımak zorunda kalmaktan korkuyorum. İyisimi, susmalıyım şimdilik, gidip sessizce bir kenarda kendime kızmalıyım...

Su üstünde koşturmak

Bu videoyu görünce aklıma geldi. Küçük bir çocukken, kafayı patlattığım konuladan biride su üzerinde yürümekti. Bu yüzden havuza gittiğimizde, herkes artistik hareketler yaparken, ben koşturup su üzerinde adım atmak isterdim. En fazla 2 adım atardım ve cumburloppp :)) Demekki az daha inad etseydim, şu an rahatlıkla yürüyebiliyor olacaktım :Pp

Durex Prezervatif Reklamı

Sex sattırır ibaresinin reklam dünyasında fırtınalar estirmesi, sıradan ürünlerin, hatta alakasız ürünlerin bile sık sık çıplaklığı kullanmasına neden oluyor. Zaten bu duruma o kadar alıştıkki, çıplaklık artık çokda cezbedici ve dikkat çekici gelmiyor. Öte yandan reklamlarında çıplaklığın olmazsa olmaz diye muhakkak kullanılması gerektiğini düşündüğüm ürünlerden biri olan prezervatif markaları bu durumda, çıplaklığı en çok kullanılması gerektiği ve hakedicileri olarak duruyor. Ama gelin görün ki, bol bol çıplaklığı kullanması gereken prezervatif markası DUREX çıplaklık yerine farklı bir yol tutturmuş. Bu yolu da çok güzel ve tadında götürmüş. Reklamda insanların bedenleri kullanılmış olsaydı bile sanırım bir yere kadar gidebilirlerdi. Zaten reklam sadece çıplaklık olacağı için izlenirdi, tabii buda olay olmazdı. Ama Durex olaya o kadar güzel bir basitlikle bakmışki, izleyeni kendine hayran edip, viral yayımını da yaptırmış oluyor.

Şu betonarme şehirde, çimen lekesi, pantolondan çıkmasa da olur ki :)

Bu aralar internet bağımlılığımdan kurtulmanın yollarını aramak için, önemli, önemsiz ama internetten uzak şeyler yapmaya sarmış durumdayım. O yüzden artık her akşam, iş çıkışı kendimi İstiklal caddesinin kalabalıklığına bırakıp sürükleniyorum. Galata'ya kadar bu şekilde, sürü psikolojisinin hakim olduğu beynime karışmıyorum, ama oraya gelince artık yön değiştir şurdan dönde ara sokaklara karış diyorum kendime. Ara sokakları bol bol geziniyorum. Her gün farklı bir sokağa girip ana caddeye ulaşmaya çalışıyorum. Caddeye ulaştığım zaman, nereye gittiğimi önemsemeden yürümeye başlıyorum. Dün Beşiktaş'a doğru yürüdüm, Kabataş'da parkta oturup denizin, acımasızca kıyıyı dövmesini izledim. Sonra kalkıp yür ümeye başladım. Dolmabahçe'ye gelinceye kadar 3 çiftin kavgasına şahit oldum. Kimbilir ''onlar için ne kadar önemli'', ama aslında beş para etmez önemsiz bir konu hakkında tartışıyorlardı. İlerde geri dönüp, birbirlerine söyledikleri için, bin pişman ola...