Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Özlem Aşman Alikılıç ile Halkla İlişkiler 2.0 üzerine

“Halkla ilişkiler 2.0’ın dünyasına hoş geldiniz.” Halkla ilişkiler, internet ve sosyal medyayla sadece yakınlaşmakla kalmadı, sıkı bir işbirliğine girdi. Bu işbirliği aslında hedef kitleler ile kurum ve marka işbirliğini de temsil etmekte. Bugün iletişimciler, halkla ilişkiler uzmanları internet ve sosyal medya teknolojilerini kullanarak paydaşlarıyla etkileşim içine giriyor, kurum ve markalar da paydaşlarıyla sohbet ederek bağlantıda kalıyorlar. Özlem Aşman Alikılıç,  Halkla İlişkiler 2.0 / Sosyal Medyada Yeni Paydaşlar, Yeni Teknikler  adlı kitabında, kurumları, halkla ilişkiler uzmanlarını, ajansları ve öğrencileri, sosyal medyada çevrimiçi paydaşlar ve yeni halkla ilişkiler teknikleriyle buluşturuyor. Kitabınızda en çok dikkat çeken konulardan biri de çevrimiçi krizler. Siz de bu konuda “İnternetin halkla ilişkiler açısından getirebileceği belki en önemli zorluk çevrimiçi krizlerdir” diyorsunuz, ama zaten krizler farklı isimlerde anılmadan önce online veya oflin...

Düşündüğünü söyleyebilmek

Düşünceye saygı diyoruz ama gerçekten düşündüğünü söyleyebilenlerden misiniz? Uzun zamandır bu konuda, birbirini tanımayan insanlar ve kendi arkadaşlarım arasında gözlemlerde bulunuyorum ve gördüğüm kadarıyla "düşünceye saygı" sadece lafta var. Gerçek hayatta ise, düşündüğünü söyleyebilmek için; büyük bir yalnızlığı göze almak gerekiyor. Çünkü düşüncelerinizi söyledikten sonra size hep farklı biriymişsiniz gibi davranılmaya başlanılıyor.

Hiçbir..

Mobil Cihazlar ve Okuma

Bugünlerde çoğunluk tam tersini iddia etsede, kemdinden biliyorum ki; mobil cihazların hafiflemesi ve yaygınlığının artmasıyla okuma oranları daha da yükseldi. Çünkü eskiden bir konu hakkında araştırma yapmak için mekâna hapsolmak zorundayken, şimdi ise; artık mekândan bağımsız bir halde, her hangi bir yerde yemek yerken, durakta araç beklerken, gece uyumadan önce ve hatta gün içinde bir yerden başka bir yere yürürken bile artık sürekli merak ettiğim bir konu hakkında araştırma yapabiliyor ve yeni şeyler öğrenebiliyorum. Üstelik bunları yaparken kütüphaneye gitmek zorunda da değilim. Ayrıca onlarca kitabı karıştırmak için saatlerimi de harcamıyorum. Tüm bunlara rağmen hala teknolojinin okuma oranlarına olumsuz etkisi üzerine konuşuluyorsa; bu olumsuzluk, teknoloji'den kaynaklı değil, kişiden kaynaklı bir olumsuzluktur. Bunu ayırt edebilip, öyle konuşmak lazım. Zaten bu konuda romantizm'e gerek yok :)

İstiklal Caddesi

Twitter'ın şifreleri din siyaset ve aşk

Sosyal medya artık hayatımızın bir parçası. Ne yediğimizden, ne hissettiğimize, ne düşündüğümüzden ne yapacağımıza kadar her şeyi orada konuşuyoruz. Facebook kullanıcısı daha fazla ama twitter daha popüler. Twitterı en fazla 21.00 ve 23.00 saatleri arasında kullanıyoruz. Bu saatte ise ne konuşulur sizce? Din, ilişkiler, cinsellik, edebiyat, müzik ve tabi ki olmazsa olmazlarımızdan siyaset. Öfkemiz, sevincimizi, gittiğimiz yerleri, yiyip içtiklerimizi yani kısacası hayata dair pek çok şeyimizi artık sosyal medya üzerinden ifade ediyoruz. Ülke gündemi artık sadece köşe yazarları arasında değil, sosyal medya üzerinden her kesimden geniş katılımcı tarafından yorumlanıyor. Her yaştan her eğitim seviyesinden insan orada. Herkesin sosyal medyayı kullanma dili farklı. Medya ve yazar camiası daha çok okuyucu üzerinden kendini var etmeye çalışırken, öğrenci kesimi daha bireysel paylaşımlarıyla öne çıkıyor. Türkiye'deki Facebook kullanıcı sayısı 37 milyonu bulurken Twitter kullanıcıları 12...

#medya

Yukarıdaki gazete manşetleri sosyal medya'nın geldiği yeri özetliyor. Fazlasıyla anlamlı, fazlasıyla önemli... Kaynak: http://omerenissen.com/2013/06/08/gazetelerin-tarihi-hashtagli-mansetleri/