Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Doğum Günü Mesajları

Geçtiğimiz Pazar günü doğum günümdü. O gün arkadaşlarla doğum günü pastasını midemize indirdikten sonra, o güzel pastanın fotoğrafını çekip instagram v.s yerlerde paylaşmadığımı farkettim. (Malum sosyal ağlar artık yiyeceğimizi başkasıyla paylaşmasak da, yediklerimizin veya yiyeceklerimizin fotoğrafını paylaşmadan edemediğimiz bir yer haline geldi.)  Fotoğrafını çektiğimde ise geriye şu kalmıştı:  Doğum günümü kutladık, pastamızı yiyip, kalanıyla fotoğrafını çektik geçti gitti.  Sonrasında maillerime bakınırken; farklı markalardan, farklı zamanlarda güvenliğim bahane edilerek benden zorla alınmış olan mail adresime gelen doğum günü kutlama mesajlarıma bakındım. Hepsi aynı metinlerle doğum günümü kutluyorlardı.  Midem bulanarak okuduğum bu sıkıcı mailleri silerken, son anda bir kaçının fotoğrafını alıp burada paylaşmalıyım diye düşündüm ve ekran görüntülerini aldım. İşte yurdun dört bir yanında markalar tarafından büyük bir coşkuyla kutlanan doğum günü mesa...

İstifa edin

İş hayatının stresli olduğu koca bir gerçek. Ama diğer bir gerçek ise; stres hayatın her alanında var. Bu basit gerçeği kabul etmek zor değil, fakat yine de göz ardı ederiz. Görmekte zorlanırız. Görmekte zorlanan bir çok insanın sanki tüm stress kaynağı "işiymiş" gibi davrandığına da şahit oldum. Genelde bu tür şikayetlerde bulunanlara hemen pata-küte şu cevabı veriyorum; istifa et. Evet gerçekten de çalıştığınız yerde mutsuz iseniz istifa edin. Çünkü mutsuzluğunuzu para ile yok edemezsiniz.  Daha iyi bir maaş sizi sadece bir-iki ay mutlu eder, sonrasınde ise yine başa dönersiniz. Bu kısır döngüden kurtulmak için başka bir iş alanına yönelin. Belki de sevdiğiniz bir işi yapmak, size mutluluk dolu gerçek bir başarı sağlayacaktır. Üstelik sadece kendinizi değil, çevrenizi de mutlu etmiş olacaksınız. Öte yandan "istifa et" demek kolay olsada, herkesin büyük korkuları var ve bu yüzden söylediğim bu cümleleri kimse takmaz. Hatta "istifa et" dediğim bir ...

Sosyal Medya ve Kelimelerin Yeni Anlamları

İnternetin yaygınlığı sayesinde insanların iletişimi kolaylaşıyor ve kolaylaştıkça da, aslında iletişim kazaları da artıyor. Bu kazaları insanlar yapınca sorun olmuyor, ama milyonlarca lira harcanarak büyüyen markalar adına konuşanlar o marka adına hata yapınca bu hatalar, kaza olmaktan çıkıp bir marka krizine dönüşebiliyor. Büyük veya küçük farketmeksizin bütün markalar için kriz durumu söz konusuyken, buna rağmen hala hata yapıyor olmak, o markanın gelecek açısından başarı elde etmesini büyük oranda olumsuz olarak etkiliyor ve başarı sağlayabilmesi için, o krize kadar harcadığı kadar bir reklam bütçesi daha harcamak zorunda kalıyor. Yani bugüne kadarki tüm markalama çalışması, tüm yatırımı tek bir adımda çöpe atılmış oluyor. Bazen hatalar en basit haliyle var oldukları için marka tarafındaki herkesin gözünden kaçabiliyor. Örneğin Üçler Market'in yaşadığı hemen yandaki durum gibi. Aslında bu durum sosyal medyanın toplum tarafından bu kadar yoğun kullanılmasından önce yaşan...

CHP ve 2014 Seçimleri

CHP'nin 2014 seçimlerine dair sosyal medya atılımları güzel oldu. Sadece sosyal medya'da değil aslında genel olarak eski seçimlere oranla da iyi oldu diyebiliriz. Ama tabii söylemleri ve yaptıkları birbirini tutmuyor o ayrı. Örneğin Sarıgül'ün sokaklarda kendisini eleştiren yurttaşlarını yumruklaması, Kılıçdaroğlu'nun Gülen'le elele verip ahlaksız bir şekilde Erdoğan'ı alt etmeye çalışması vs. Bu konulara girmeden tekrar sosyal medya tarafına dönecek olursak, CHP'nin iyi bir atılım yaptığını kabul etmek lazım. Özellikle YouTube sayfalarından yayınladıkları, şu viral etki yaratarak yayılacak videolarını harika bulduğumu belirtmeliyim. (video) Kesinlikle çok kaliteli bir iş olmuş. İşi kalitesiz gösteren tek olay içinde Sarıgül'e de yer verilmesi olmuş, ama o kadar da olsun. Öte yandan sosyal medya yönetimi açısından baktığımda, YouTube'da var olan kendi parti kanalları yerine, parti adına yeni bir youtube kanalı açarak ilerlemelerinin yanl...

Ağaç ve Dalları

Yaprakları dökülmüş ağaçları sevdiğimi söylemiş miydim?

Marina Abramovic ve Ulay (Uwe Laysiepen)

Marina Abramovic ve Ulay (Uwe Laysiepen) 1976′da Amsterdam’da tanışıp 1988′e kadar birlikte çalışan ve yaşayan bir çift olarak birçok eser çıkarmışlar. Breathing In/Breathing Out (1977) adlı çalışmalarında Marina Abramovic ve Ulay oksijenleri bitene kadar birbirlerinin nefeslerini içlerine çektiler. Performans, her iki sanatçının da bayılması ile 17 dakika içinde sonlandı. Çalışmada, bireyin başka bir bireyin hayatını absorbe etme, değiştirme ve yok etme düşüncesi aktarılıyor...