Bu aralar internet bağımlılığımdan kurtulmanın yollarını aramak için, önemli, önemsiz ama internetten uzak şeyler yapmaya sarmış durumdayım. O yüzden artık her akşam, iş çıkışı kendimi İstiklal caddesinin kalabalıklığına bırakıp sürükleniyorum. Galata'ya kadar bu şekilde, sürü psikolojisinin hakim olduğu beynime karışmıyorum, ama oraya gelince artık yön değiştir şurdan dönde ara sokaklara karış diyorum kendime. Ara sokakları bol bol geziniyorum. Her gün farklı bir sokağa girip ana caddeye ulaşmaya çalışıyorum. Caddeye ulaştığım zaman, nereye gittiğimi önemsemeden yürümeye başlıyorum. Dün Beşiktaş'a doğru yürüdüm, Kabataş'da parkta oturup denizin, acımasızca kıyıyı dövmesini izledim. Sonra kalkıp yür ümeye başladım. Dolmabahçe'ye gelinceye kadar 3 çiftin kavgasına şahit oldum. Kimbilir ''onlar için ne kadar önemli'', ama aslında beş para etmez önemsiz bir konu hakkında tartışıyorlardı. İlerde geri dönüp, birbirlerine söyledikleri için, bin pişman ola...