31 Mart 2011 Perşembe

Ömer Ekinci Röportajı

Aşağıda okuyacağınız Ömer Ekinci röportajını, Blog Dergisi'nin Ocak 2010 - 6. sayısı için yapmıştım. Dergimizin 6.sayısına ulaşmak için Tıklayın

Merhaba. Ömer Ekinci kimdir, neler yapar? Blog Dergisi okurlarına biraz kendinizden bahseder misiniz? Girişimci ve blog yazarlığı kimliği dışında da Ömer Ekinci’yi bize anlatır mısınız?

☆84 yılında Erzincan’da doğdum. 92 de büyük Erzincan Depremini ya-şadım, 97 de ailemle İstanbul’a göçtük, 98 yılında liseye başladım ve aynı yıl küçük yazılımlar ge-liştirip küçük işyerlerine satmaya başladım. 2002 yılında İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni kazandım ve aynı yıl büyük bir yazılım şirketine kendimi zorla işe aldırdım. 2004 yılında oradan ayrılıp, bir başka firmaya bağlı olarak araç yazıcısı imal etmekte olan mucit babamı ikna ederek babamla birlikte girişimci olduk ve Desnet ismiyle üretime başladık. 2005 yılında kendi yazıcı markamız olan Destech’i geliştirdik. 2006 yılında Desnet’den sonraki ikinci şirketim olan Vodera’yı “Bluetooth ile Reklam ve Pazarlama” çözümleri geliştirmek üzere kurduk. 2007 yılında Desnet olarak ilk global markamız olan Printooth adında Türkiye’nin %100 yerli yazıcısını ihracata yönelik geliştirdik ve 12 ülkeye ihraç ettik. 2008 yılında 40 kişilik bir ekibe ve Desnet olarak kendi alanının en büyük şirketleri arasına girme başarısına ulaştık. Üretimimizin tamamını Türkiye’de yapıyoruz. 2009 yılında çeşitli televizyon, gazete ve dergilerde yayınlanan röportajlardan sonra üniversitelerde üniversitelerde inovasyon, girişimcilik ve pazarlama üzerine konferanslarda konuşmalar yaptım. Aynı yıl Ulaştırma Bakanı Sn. Binali Yıldırım’ın elinden 2009 Yılın Genç Girişimcisi ödülüne layık görüldüm, yine aynı yıl Özyeğin Üniversitesi’nde İşletme bölümünde Sektörel Çözümlere Giriş 1 adında bir ders verdim.
Bu röportajı benimle yaptığınıza göre yaptığım işleri takdir ediyor ve başarılı bulu-yorsunuz demektir. Eğer benim başarılı olduğumu düşünüyorsanız, başarılı birinin 25 yaşında yalnız olmayacağını da biliyorsunuz demektir.

Sayın EKİNCİ yaptığınız işi yürekten destekliyor ve işinize ne derecede sadık olduğunuzu yaptığınız işlerden, aldığınız ödüllerden de görüyoruz. Bunun için de ayrıca tebrik ediyoruz. Güncel olarak yazdığınız kişisel bir blogunuz var, adı OmerEkinci.Com. Blog yazma fikri ne zaman ortaya çıktı? Blogunuzda hangi konular üzerinde duruyorsunuz?

☆Omerekinci.com benim için çok özel bir sığınma alanı. Kendimi yazarken çok iyi hissediyorum. Bir yazımı yayınlayınca şuan kaç kişi okuyor acaba diye merak içinde kalıyorum. Genellikle girişimcilik, pazarlama, verdiğim konferansların haberleri ve bildiğim konulardaki yorumlarımı yazıyorum. Bildiğim konuyu diyorum çünkü bilmediğim ya da yarım bildiğim şeyler konusunda asla fikir yürütmem. Çünkü maalesef zaten bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar ülkesinde yaşıyoruz!

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlara hayatımızda sıkça rastlayıoruz ve kısmen size katılıyoruz. En son Uluslararası Girişimcilik Kongresi’nde “2009 Yılın Genç Girişimcisi” ödülünü aldınız. Başarınızın sırrı neye borçlusunuz? Gelecekte kendinizi nerede görmek istiyorsunuz? Mesela siyaseti düşünüyor musunuz?

☆Aslında bu ödüle benden çok daha fazla layık olduğunu düşündüğüm insanlar var (Bildiğim ya da bilmediğim) Ödülü hak ettiğimi düşünmüyor muyum? Elbette ki hak ediyorum. Ama benden iyi girişimcilerden benim farkım göz önünde olmam. Evet, iyi işler yapıyor veya yapmaya çalışıyorum, aynı zamanda da bunları anlatıyorum ve güzel de sunuyorum. İyi aşçı olmak yetmez biliyorsunuz, yemeği iyi sunup sunmadığınız da önemli. Servisi de iyi yapıyorum galiba. Kendimi ileride çok büyük ve saygın bir iş adamı ve ülkenin gidişatında söz sahibi, akil bir kişi olarak hayal ediyorum. Siyasete bir parti aracılığıyla asla girmem ama biliyorsunuz yönetim kademesinde bazen büyük iş adamlarına da görevler düşüyor. Ayrıca sivil toplum kuruluşlarında da aktif görevler yapmak ve bu şekilde derin izler bırakmak arzusundayım.

İyi servis ve iyi aşçı örneğinizden, birazcık İşkolik olduğunuz izlenimi veriyorsunuz, bu aile yaşantınızda problem yaratmıyor mu?

☆İşkolik değilim, 18.30 da mesaiyi bitirmeyi seven biriyim. Ustam dediğim değerli büyüğüm Uğur Özmen’in bir sözü var. Genel müdürü bir gün ona “Hayrola Uğur senin ekip part-time mı çalışıyor?” dediğinde, “Hayır, benim ekip “True-Right-Time (Doğru zaman)” çalışıyor.” demiş. Evet, Pazar günleri çalıştığım da çok oldu ama o zaman şirketin kuruluş aşamasıydı. Ailemle vakit geçirmeyi çok seviyorum. Ofiste sabahlamam gerekiyorsa bile mutlaka eve gider, evimin havasını teneffüs eder, çıplak ayakla halıya basar, kanepeye uzanır, sonra ofise dönerim. Evcimen bir insanım.

Doğru zaman terimi bir çok insana yol gösterici olacak, basit ama dolu dolu bir cümle. Buradan Sayın Uğur Özmen Beyefendiye de teşekkür ediyoruz. Sayın EKİNCİ, hiç işinizden sıkılıp kaçmak istediğiniz oldu mu?

☆İşimden sıkılmam, hiç sıkılmadım, her duvara toslayışım beni daha çok kamçıladı. Ayrıca ben bir ekip lideriyim, benim sıkılmaya, kaçmaya hakkım yok. Onlar beni sıkılmış, kaçmak ister halde görürlerse güvenebilecekleri, dayanacakları bir destek bulamazlar. Bana göre lider ağlamaz, uyumaz, uykusuz ya da mutsuz olmaz. Olursa da göstermez.

Sürekli zinde olmak zorundayım di-yorsunuz. Yoğun iş temponuz arasında, üniversitelere de gidip çeşitli etkinliklere katılıyorsunuz. Kendi pencerenizden bakınca Gençlerin girişimciliğe ilgisi nasıl, sizce Türkiye’deki yeni nesil, bu konuda yeterli bilgiye sahip mi?

☆İlgileri var ama altyapıları yok maalesef, ben yılda 20 üniversiteye gidip 10.000 üniversite öğrencisiyle karşı karşıya geliyorum. Onlara ya-şadıklarımı ve yaşayacaklarını anlatıyorum. Zengin bir ailem olmadığı için benzer durumda olmamız onlar için şaşırtıcı geliyor ve “Evet, ben de yapabilirim.” diyorlar. Onlara bana direkt olarak ulaşabileceklerini söylüyorum ve bu da onları şaşırtıyor. Oysa çok ulaşılmaz biri zaten değilim. Blogumda “Anında temas kur!” bölümüne yazılan her şeye anında cevap veriyorum. Sonuçta çok büyük bir iş adamı değilim ki, ulaşılmaz adamı oynayayım.


Sayın EKİNCİ bu aslında sizin alçak gönüllülüğünüzden kaynaklanıyor. İlk girişim deneyimini Vodera ile yaşadığınızı öğrendik. Reklamcılıkla bluetooth teknolojisini birleştiren Vodera’dan ve çalışmanızdan birazcık söz eder misiniz? Bluetooth ile reklam fikrini ilk siz mi gerçekleştirdiniz?

☆İlk girişimim Vodera değil Desnet. Ama Vodera tek başıma kurduğum ilk şirket. Vodera, pazarlama ve reklam sektörüne bilişim çözümleri sunan, arada bir köprü va-zifesine sahip bir şirket. Reklamcıların fikre sahip olup teknik bilgiye sahip olmadığını, teknoloji insanlarının da reklam ve pazarlama becerisine sahip olmadığı gerçeğinden yola çıktık. İlk argümanımız bluetooth idi. Sonra Microsoft TAG ve en son olarak da Augmented Reality projeleri ile ajanslara ve markalara hizmet veriyoruz. Bluetooth pazarlama benden önce de Türkiye’ye gelmiş ama tutunamamış, çünkü doğru anlatılmamış. Biz farklı bir bakış açısı sunduk ve beğenildi. İlk değiliz ama tekiz bu nedenle.

Söylemlerinizden anlıyoruz ki, hayata, bütünleyen bir pencereden bakmak önemli. Web girişimlerinizden olan Geliştrend ve Teknovasyon Blog girişimlerinizden biraz söz etmek istiyoruz. Geliştrend ve Teknovasyon’un konsepti nedir, bu blogların hedef kitlesi kimlerdir? Geliştrend ile girişimcileri ve girişimci adaylarını neler bekliyor olacak?

☆Geliştrend aslında kendim gibi genç girişimcilerin, kendilerine akıl verecek büyüklerini bulamamaları fikrinden doğdu. Bir anlamda kendim için yaptım diyebilirim. 10 farklı ve önemli insana gittim ve kendi alanınızda burada yazar mısınız? Dedim. Başta Uğur Özmen olmak üzere 10 değerli isim bu fikri beğendi ve hepsi “Olur.” verdi. Kısa, öz ve net, hemen uygulanabilir yazılar yazıyorlar. Ben de kendi alanım olan “İş Yönetimi” konusunda yazıyorum. Teknovasyon ise benim profesyonel iş yaşamım olan Desnet ve Vodera için yaptığım araştırmalarda önüme çıkan yeni gelişmeleri paylaştığım bir teknoloji & inovasyon blogu. O henüz çok yeni ama çok büyüyecek umarım.

Teknovasyon’un, önümüzdeki günlerde Geliştrend kadar büyüyeceğini ve sizi de insanlara yardımcı olduğunuz için fazlasıyla mutlu edeceğini umuyoruz. Ayrıca genç girişimcilere verdiğiniz desteği görmek bizleri de mutlu ediyor. Girişimcilere ve girişimci adaylarına önerileriniz nelerdir, girişimcilik ile başarıyı nasıl yakalarız?

☆Birincisi “Param yok!” bahanesini bıraksınlar, ikincisi iyi bir okul bitirmemiş de olabilirler. Sadece kendilerinin ne iş yapabileceğini üniversite yıllarında keşfedip o yöne yönelmeleri, araştırma yapmaları, blog açmaları, o işin erbabı olan insanlarla tanışmaları gerekiyor. Sürekli tırtıklayarak, sürekli kapıları aşındırarak, çok merak ve çok ilgi ile kendilerini geliştirirlerse hayat onlara kapılar açacaktır. Bir de kendilerine sunulan her teklife “Yaparım” diye atlasınlar. Yaparım dedikten sonra zaten bilmiyorlarsa bile yapamama ihtimalleri kalıyor. İçlerindeki gücün farkına varsınlar.

Sanırım YAPARIM’lı bir cümle, çok iddialı olduğundan dolayı korkarak yaklaşıyorlar, bu yüzden de başarı gelmesi gereken zamandan daha geç geliyor. Günümüzde herkes kısa yoldan para kazanma derdinde. Girişimcilik kısa yoldan para kazanmaya müsait midir, yoksa kısa yoldan para kazanmak isteyen birine tavsiyeniz milli piyango oynaması mıdır?

☆Öyle bir yol varsa ben bilmiyorum. Benim bir sözüm vardır hep söylerim “Kolay para, kolay kazanılmaz.” diye. Hayatta yapacağım son şey bir piyango bileti almaktır. Çünkü bana çıkmasından endişe ederim. Girişimcilik bir meslek değil bir yaşam felsefesi. Girişimci bir insan en iyi kızı almayı, en iyi arabaya binmeyi hedefler ve çoğunlukla da bunu yapar. Bunu yaparken de mesleği her ne ise onunla, o konuda girişimci olarak yapar.

Girişimciliğin bir meslek değil yaşam felsefesi olduğunu söylediniz, siz de girişimci ruhunuzla girişimcilikte yeni hamleler atıyorsunuz. Yurtdışında yeni bir hamle gerçekleştirdiğinizi duyduk, nasıl bir iş stratejiniz var orada?

☆Bu yıl uzak doğuya açılma planımız var. Stratejimiz yeni ve iyi olanı bulmak, Türkiye’de üretemiyorsak ithal etmek. Ayrıca Türkiye’de ürettiklerimizi de dünyaya satmak.

Türkiyeden dünyaya ulaşmaya planı, yaşam felsefenizi fazlasıyla açıklıyor En son 2.si düzenlenen girişimciler ve girişimci adaylarını buluşturmayı hedefleyen Buluştrend’lere katılımı nasıl buluyorsunuz? Bu aktivite ile neyi amaçlamaktasınız?

☆Buluştrend Geliş-trend’in yavrusu olarak 2 ay önce dünyaya geldi. Geliştrend okur ve yazarlarını bir araya getirmeyi amaçladık ama Likemind’a günü ve saati dolayısıyla icabet edemeyen insanların da hoşuna gitti. Biz de Buluştrend’i misyonundan arındırıp buluşma, sohbet edip yeni insanlarla tanışma ortamına çevirdik. 3. sü Ocak ayında olacak, kendi işini kuran ya da kurmayı hayal eden herkesi bekliyoruz. Tarihini öğrenmek için Gelistrend.com u takip etsinler.

Gelistrend’in takipçisi olarak bir sonraki etkinliğinizi kaçırmayacağımızı umut ediyoruz. Günümüz bloglarının basın ve yayın üzerindeki etkisini nasıl görüyorsunuz?

☆Blogun bir basın organı olduğu fikrinde değilim. Çünkü herkes blogger olabilir. Blogger olmanın bir standardı yok. O yüzden çok çok kaliteli bloggerlar olduğu halde, onların arasına karışacak manipulatif bloggerlar yüzünden hiçbir zaman objektif algılanmayacaklar. Bence blog ne haber merkezi, ne reklam mecrası, ne ürün inceleme alanıdır, blog deşarj yeridir. (Bana göre…)

Sık sık ziyaret ettiğiniz bloglar var mıdır? Varsa bu blogların dikkatinizi çeken özellikleri nelerdir?

☆Birincisi sık güncellenmesi gerekiyor takip edeceğim blogların. Çünkü aynı içeriğe bir kez bakarım, iki kez bakarım üçüncüde bakmam artık. En çok takip ettiğim blog, Uğur Özmen’in blogu. Ondan başka da çok sayıda var ama hepsi arkadaşım, birini unutursam kırmış olurum, ama çok başarılı bloggerlar var Türkiye’de. Hepsine gönülden teşekkürler bir okuyucuları olarak.

Blog dünyasına bakış açınızı bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz. Yakın gelecekte Ömer Ekinci’yi hangi projelerde göreceğiz?

☆Çok ilginç ve şaşırtıcı bir projede olacağımı sanmıyorum. Çünkü bir söz var; hiçbir insanın ömrü birden fazla iş yapacak kadar uzun değildir. Ama sosyal sorumluluk anlamında birçok projede göreceksiniz. Desnet ve Vodera’nın yanına 2 yeni ticari girişim daha eklenebilir ama şimdilik gizli.

Sayın EKİNCİ son olarak, BlogDergisi hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

☆Emek verilen her iş güzeldir, daha önce sevgili Devletşah ile yaptığınız röportajı okudum beğeniyle, umarım benim röportajımı da beğenirsiniz. Bu röportajda beni konuk ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Vakit ayırıp da okuyan tüm okuyucularınıza da şükranlarımı sunuyorum.

Ömer Ekinci’ye keyifli röportajı için teşekkür ederim.

Hiç yorum yok: